Blog · Genel ·

Zihinsel Dağınıklıktan Anda Kalma Sanatına: Bir Eğitmenin Günlüğü

Zihinsel Dağınıklıktan Anda Kalma Sanatına: Bir Eğitmenin Günlüğü

Sabah kahvesi daha soğumadan açılan e-postalar, gelen bildirimler, "bugün mutlaka yapılması gerekenler" listesi… Tanıdık geldi mi? Bir mindfulness eğitmeni olarak günüm böyle başlıyor çoğu zaman. Çünkü farkındalık eğitmeni olmak, sihirli bir dünyada yaşamak demek değil. Tam tersine, hayatın içindeyken anda kalmayı öğrenmek demek.

Bugün seni benimle birlikte bir günlüğe davet etmek istiyorum. Gerçek, dürüst ve bazen dağınık. Ama içinde çokça anda kalma çabası olan bir günlüğe.

Sabah: Pratikle başlayan gün

Sabah 07.15. Gözlerim yarı açık. Aklım çoktan "bugün yapılacaklara" kaymaya başlamış bile. Ama biliyorum ki güne kendimle bağ kurmadan başlarsam, tüm gün başkalarının hızına kapılırım.

Bir süre oturuyorum. Nefesime odaklanıyorum. Bazen sessiz, bazen yönlendirmeli bir meditasyon açıyorum. Bazen meditasyon yapamıyorum, sadece pencereye bakıp sessizce çayımı içiyorum. Ama fark ediyorum: bu da bir pratik.

Gün içinde: Zihnin oyunları

Öğleye doğru bir kurum eğitimi veriyorum. Katılımcıların yüz ifadeleri değişiyor. "Beni dinliyorlar mı?" düşüncesi beliriyor zihnimde. Eskiden bu düşünceye kapılırdım. Şimdi sadece "Hmm, ilginç bir düşünce geldi" deyip onu selamlıyorum. Sonra kaldığım yerden devam ediyorum.

Akşam: Yorulmak normaldir

Akşam yorgunum. Bazen "Bu kadar mindfulness anlatıyorum ama hâlâ sabırsızlanıyorum, hâlâ sinirleniyorum" diye iç sesim konuşmaya başlıyor. Ama artık bu sesi yargılamıyorum. O sesi de dinliyorum. Çünkü mindfulness, kusursuz olmak değil, olanı olduğu gibi fark etmek.

Bu bir yöntem değil, bir yolculuk

Mindfulness eğitmeni olmak, başkalarına yol göstermek değil sadece; her gün kendine yeniden dönme cesareti demek.

Eğer sen de bu yolculuğun bir parçası olmak, kendi pratiğini derinleştirmek ve başkalarına alan açmayı öğrenmek istiyorsan… seni Mindfulness Academy'ye bekliyoruz.

Tüm yazılara dön