Blog · Mindfulness · Erhan Ali Yılmaz ·
Mindfulness Eğitimi Ergenliği Kolaylaştırır mı?
Bu yazıyı ilk kez Şubat 2019'da yayımladık. O gün, dünyanın en büyük okul temelli mindfulness deneyinin başladığını duyuruyorduk. Aradan geçen yıllarda deney tamamlandı ve sonuçları yayımlandı — beklenen tabloyu vermedi. Yazının ilk hâlini silmedik; altına ne olduğunu ekledik. Çünkü bir alanın olgunlaşması, duyurduğu şeyin arkasında durup sonucunu da anlatmasıyla oluyor.
O gün bu deneyi duyurmuştuk (Şubat 2019)
Londra Üniversitesi ve Oxford Üniversitesi'nden psikologlar ve nörologlar, mindfulness'ın akıl sağlığını nasıl etkilediği hakkında eşi benzeri görülmemiş bir deney planlıyor. Ergenliğin getirdiği duygularla savaşan 7.000 genç, mindfulness meditasyonunun akıl sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin bu benzersiz deneyde yer alıyor. The Wellcome Trust 6,4 milyon İngiliz Sterlini kaynak sağladı. Profesör Willem Kuyken, mindfulness'ın çocuklar arasında yaygınlaşmasının Britanya popülasyonunun akıl sağlığına büyük etkisi olacağını söyledi. Araştırmalar, yetişkinlikte görülen ruh sağlığı sorunlarının önemli bir bölümünün ergenlik çağında başladığını gösteriyor.
12 yaşındaki Patricia'nın sözleri de o dosyadaydı: “Eğer çok fazla ödevim varsa kendimi hazırlamak adına mindfulness'a bir dakika ayırıyorum. Bana kalırsa mindfulness'ı deneseler onlar da hoşlanırlardı.”
Deney sonuçlandı: ne çıktı?
MYRIAD adıyla anılan bu çalışmanın sonuçları 2022'de yayımlandı. Kuyken ve ekibinin Oxford'da yürüttüğü araştırma planlandığından da genişledi: seksen beşi aşkın okul, sekiz binden fazla öğrenci.
Kurgu şuydu: okullar rastgele iki gruba ayrıldı. Bir grupta tüm sınıfa, herkese, müfredatın bir parçası olarak mindfulness eğitimi verildi. Diğer grupta okullar olağan derslerine devam etti. Bir yıl sonra gençlerin iyilik hâli, depresyon riski ve sosyal-duygusal işlevselliği karşılaştırıldı.
Sonuç şu oldu: iki grup arasında anlamlı bir fark çıkmadı. Herkese zorunlu olarak verilen okul temelli mindfulness eğitimi, olağan müfredata kıyasla gençlerin iyilik hâlini ortalamada geliştirmedi.
Araştırmacıların kendi raporunda öne çıkan iki gözlem var. Birincisi, gençlerin ders dışında pratik yapma oranı düşüktü; sınıfta öğrenilen şey günlük hayata taşınmadı. İkincisi, öğrencilerin bir bölümü derse isteksiz katıldı — sıra kendisine geldiğinde gözlerini kapatıp nefesini izlemek, on üç yaşında bir sınıfın içinde herkesin gönüllü olacağı bir şey değil.
Aynı çalışmadan olumlu sinyaller de çıktı: öğretmenlerin iyilik hâli ve okul iklimi tarafında iyileşmeler görüldü.
Peki bu, mindfulness çocuklara işe yaramıyor demek mi?
Hayır — ve bu ayrımı yapmak önemli, çünkü sonuç iki yönde de abartıldı.
Deneyin test ettiği şey “mindfulness” değildi. Test edilen şey belirli bir teslim biçimiydi: herkese, aynı anda, zorunlu olarak, müfredatın içinde. Bu format işlemedi. Bu, gönüllü gelen bir gencin, ilgilenen bir ailenin ya da kendi pratiği olan bir öğretmenin elinde ne olacağını söylemez.
Bilim böyle ilerliyor: bir yöntem geniş ölçekte denendiğinde, küçük çalışmaların vaat ettiği etkinin bir kısmı eriyor. Bu, alanın çürüdüğü anlamına gelmez; hangi koşulda ne beklemek gerektiğini öğrenmek anlamına gelir. Yetişkinlerdeki kanıt tabanı ayakta duruyor: Goyal ve arkadaşlarının 2014 tarihli geniş meta-analizi, kaygı, depresyon belirtileri ve algılanan streste küçük-orta düzeyde iyileşme buldu. Çocuk ve ergenlerde ise resim daha karışık ve daha yeni.
Bundan ne öğrendik
Gönüllülük, tekniğin kendisinden önemli. İçeriden gelmeyen bir pratik, dışarıdan verilen bir ödeve dönüşür. Ödevleşen mindfulness, mindfulness olmaktan çıkar. Bir gence “şimdi anda kal” demek, “şimdi mutlu ol” demek kadar soyut kalır.
Biçim yaşa uymalı. On üç yaşındaki bir gence on dakikalık sessiz oturma vermek, formatı değil kişiyi zorlar. Bu yaşta hareketle, oyunla, sesle, kısa ve somut alıştırmalarla çalışmak gerekir. “Küçük yetişkin” varsayımı bu alandaki en pahalı hata.
Belirleyici olan, yetişkinin kendi pratiği. MYRIAD'da en tutarlı olumlu sinyalin öğretmen tarafında çıkması tesadüf değil. Çocuk, anlatılan şeyi değil, karşısındaki yetişkinin hâlini öğreniyor. Sakin bir yetişkinle aynı odada olmak, sakinliği anlatan bir dersten daha çok şey öğretiyor.
Biz neden çocuğa değil, yetişkine çalışıyoruz
Çocuk ve Ergenler için Mindfulness Uygulayıcılığı Eğitimi programımız tam da bu yüzden çocuklara doğrudan ders vermek üzere değil, çocukla çalışan yetişkini — öğretmeni, ebeveyni, psikoloğu, rehber öğretmeni — yetiştirmek üzere kurgulandı. Önce kendi pratiğinizi kuruyorsunuz, sonra yaş bandına uygun biçimleri öğreniyorsunuz. Sıralamanın bu olması bir tercih değil; bu alandaki kanıtın işaret ettiği yön.
Ergenliğin kendisine dönersek
Başlıktaki soruya dürüst cevap şu: mindfulness ergenliği kolaylaştıran bir düğme değil. Ergenlik zaten zor; zorluğun bir kısmı gelişimin kendisi, yani geçilmesi gereken bir şey.
Ama ergenlikte olan bitenlerden biri, duygunun geldiği hızla davranışa dönüşmesi. Aradaki o yarım saniyelik boşluğu fark edebilmek — “çok kızgınım” ile “şu an çok kızgın hissediyorum” arasındaki farkı görebilmek — öğrenilebilir bir şey. Mindfulness'ın gençlere vaat ettiği şey buysa, vaat gerçekçidir. “Kaygıyı bitirir, notları yükseltir, hayatı kolaylaştırır” diye anlatıldığındaysa hem gerçek dışı hem de gence haksız bir yük oluyor.
Bir gencin yanında olmanın en işe yarar hâli çoğu zaman şu: onun yerine sakinleşmeye çalışmamak, kendi sakinliğinizi elde tutmak. Gerisine zaman ve gönüllülük karar veriyor.